Yöreler _______________________________________________  
     
      BİTLİS
      DENİZLİ
      VAN
      GAZİANTEP
      ARTVİN
      TRABZON
      TEKİRDAĞ
      ANAMUR
      BURDUR
      SEYMENLER-ANKARA
      İZMİR
      ŞANLIURFA
      TOKAT
      ADIYAMAN
 
     
 
ŞANLIURFA
 
     
  Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir ilimizdir. Türk folklor bölgeleri bakımından halay bölgesine girmektedir. Peygamberler kenti diye anılması , tarihi zenginliğe ve eski medeniyetlere ev sahipliği yapmasından dolayı zengin bir halk kültürüne sahiptir. Oyunlarında ağıt , barak havaları , coşku , neşe , kutlama bir arada görülebilir. Oyunları genel olarak incelediğimizde 3 farklı oyun tarzı olduğunu görürüz. Bunlar ; halaylar , kol oyunları ve diğerleridir.

Müzik :Halk Oyunları genelde davul ve zurna eşliğinde oynansa da , cümbüş , kanun , bağlama , kaval , mey , keman , klarnet , darbuka , def gibi çalgı aletlerinin özellikle yöresel sıra gecelerinde kullanıldığı gözlenmektedir.

Halk Oyunları: Urfalıyam Ezelden; Sağ ayakla oyuna başlanır. Basit bir oyundur. Çok iyi ata binen, iyi kılıç kuşanan, iyi hoyrat çığıran, halay başı Ömer'in öyküsünü anlatır. Ritmik ayak hareketlerinin üzerine kurulu bir oyundur. Çok kolay gibi görünmesine rağmen, figürleri yapabilmek için, ritmik bir vücuda sahip olmak gerekir. "Urfalıyam Ezelden" türküsünün müziğiyle oynanır. Oynanırken vücudun ayak hareketlerine uygun olarak ellerin sağa ve sola doğru sallanmasıyla başlanır ve vücut da buna uygun olarak sağa ve sola doğru hafifçe yatar.

Gırani Ağırlaması: Çok ağır bir oyundur ve genelde ilk oyun olarak oynanır. Eller tarak tutuşla tutulur. Bu oyuna ağırlama da denir. Ritmik olmayan ve ağır hareketlerle oynanan bir oyundur. Düğünün kirvesi çoğu kere oyuncularla birlikte gırani oyununu oynar ve tekrar yerine oturur. Bu oyun ayaklar dizden kırılarak davulun ritmine uygun olarak ağır ağır oynanır.

Dörtlük Oyunu: 4 kişi tarafından oynanır. Oyun dört bölümden oluşur. Ağır bölüm, orta hızlı bölüm, hızlı bölüm, dövüş bölümü. Kadınlar oyun esnasında zılgıt çekerler. Önce oynayanlar 2 şerli dövüşürler. Daha sonra 4 kişi birden dövüşür. Dövüş bittikten sonra barışırlar ve hep birlikte asker yürüyüşü yaparlar. Davul zurna ile oynanır. Cümbüş, nağara, ud, bağlama, keman, kanun ve kaval ile oynandığı da görülür.
Düz: Basit fakat çok ritmik hareketlerden oluşan bir oyundur. Oyuncular davulun ritmine uygun hareketler yaparlarken hafifçe omuzlarını oynatırlar. Köylerde "govent" kurulduğunda genellikle "düz" oyunu oynanır. Bazen "düz" oyunun sonuna doğru figürleri hemen hemen aynı olan fakat ayak hareketleri biraz farklı olan "Çeçen kızı" oyununa geçilir. Düz oyunun içinde başta oynayan kişi ortaya çıkarak maharetini sergiler, davulcu da o kişiyle birlikte çeşitli oyunlar oynayarak oyuna ayrı bir hava verir

Tek Ayak: Şanlıurfa'da sevilerek oynanan oyunlardan biridir. Oyuna başlarken sol ayak topuğuyla yere bir defa vurularak başlandığından bu oyuna "tek ayak" oyunu denmiştir. Bu oyunun "Derik" isminde çok güzel bir kız için yakılan türküden çıktığı anlatılmaktadır. Derik, çok güzel bir kızdır ve çok güzel de oynar, oynarken kuş kadar hafif, çekirge kadar çevik hareketler yapar, güvercin gibi süzülür, Derik'in bu oyunlarına herkes hayran kalır ve düğünlerde Derik aranır. Derik o düğüne gelmediğinde düğün sahibi üzülür, şu türküyü söyler:
Derik gilde bir kuş var
Kanadında nakış var
Toy'a derik gelmedi
Elbet bında bi iş var.

Kımıl: Kımıl, haşere türünden bir böcektir. Kımıl 'a "süne" de denir. Sürüler halinde gelip, buğday daha süt halinde iken onu emer ve sütü emilen başak bir daha dolmaz. Yani buğday artık ölmüş olur. Bir yıl boyunca sürüp ektiği, elleriyle temizlediği tarlasında tek umudu olan buğdayın kımıl tarafından yenmesi çiftçiyi perişan eder, bir yıl boyunca kurduğu bütün hayalleri yıkılır, umutlarını yok eder. Kımılla birlikte evlilikler, başlık paraları, cep harçlıkları, bayramlıklar da yok olur. Kımıl çok enteresan bir böcektir, taş ile ezsen ezilmez, ateşe atsan yanmaz, buzluğa koysan donmaz. Bu bakımdan kımılla mücadele çok zordur. Perişan olan köylü bu durumda bile umudunu kaybetmemeye çalışır ve kımılla mücadeleye başlar. Kımılları toplamak için özel elekler yapılır ve başaklara vurularak kımıllar toplanır. Daha sonra da eleklerle toplanan bu kımıllar torbalara konulur. Yerlere düşen kımıllar ise toprak eşilerek tek tek toplanır. Bu şekilde kımılla mücadele de çok zordur ama tek çaredir. Bu oyunda Şanlıurfalının azmini ve mücadele gücünü görmek mümkündür.İşte bu kımıl böceğinin getirdiği felaket, kımıl üzerine türküler yakılmasına sebep olmuş, kımılla mücadele oyunlara yansıtılmıştır.

İki Ayak (Diniğ): Şanlıurfa düğünlerinde oynanan oyunlardan biridir. Oyunda sol ayakla iki defa yere vurma hareketi olduğu için bu oyuna "iki ayak" oyunu denmiştir. Oyunun birkaç bölümden oluşan figürleri vardır. Çok ritmik ve göze hoş gelen figürleri içerir. Oyunun devamında sol ayak topuğuyla yere iki defa vurulduğunda omuzlarda bu topuk hareketlerine uygun olarak oynatılır. Oyunun bölümleri içerisinde sağ ayakla sol ayak dibine vurma, sağ ayakla geriye doğru vurma, sağ ayakla sol ayak önüne vurma gibi bölümler vardır. Yine bu oyunun içinde oyuncuların birlikte yukarıya doğru sıçrama hareketleri vardır. mizansenleri içeren "kımıl oyunu"nu ortaya çıkarmıştır.

Terge (Türk-i Tergi): Bu oyuna yörede, Türk-i Beraza da denilmektedir. Terge oyununun Suruç Ovası'nda halen yaşamakta olan Alaeddin Keykubat'ın torunları olan Alaeddin aşiretinden çıktığı söylenmektedir. Bu oyun göçebe Türkmen aşiretlerinden çıktığı için Türk-i tergi denilmektedir. Zengin kültürümüzün bir çok özelliklerini taşıyan bu oyun kardeşliği ve sevgiyi simgeler. Bu oyunun da birkaç bölümü vardır. Bölümler arasında kesiklik yoktur ve birbirlerini tamamlarlar. Oyunun son bölümünde "Seylani" oyununun figürleri vardır.

Abravi (Lorke): Bu oyun bölgenin tamamında oynanır. Sağ ayakla başlayan bu oyun sol ayağın yere vurmasıyla devam eder. Yine sağ ayağın yere vurmasıyla sol ayak, sol ayağın yere vurmasıyla da sağ ayak ileri doğru savrularak devam edilir. Oyunun diğer bölümlerinde bu hareketleri oyuncular yerlerinde durarak yaparlar, önce sağa daha sonra da sola parmakları üzerinde sıçrayarak yükselirler. Oyun çok hareketli ve ritmiktir ve genellikle bütün oyunların sonunda oynanır.

Soseh: Yörede çok sevilerek oynanan bir oyundur. Kaval veya davul zurna eşliğinde oynanır. Doğru vaziyette başlayan oyun, oyuncuların eğilmeleri şeklinde devam eder. Oyuncular eğildiklerinde sağ ayak topuklarıyla yere vururlar ve sol ayaklarını ileriye doğru çıkarırlar. Daha sonra yine doğrulup oyunun esas figürlerine geçilir.

Değenek Oyunu: Bu oyun dört kişi ile oynandığından yöremizde bu oyuna "Dörtlük" "Dörtlü Fasıl" oyunu da denir. Oyun birçok zor figürleri kapsadığından ancak usta oyuncular tarafından oynanabilir. Oyun ağır hareketlerle başlar ve sona doğru çok hareketlenir. Değenek oyunu çeşitli bölümlerden oluşur. Bazı bölümlerini dört kişi birlikte oynar, bazı bölümlerinde ise oyuncular teker teker maharetlerini sergilerler. Dört kişi birlikte oynarken oyuncular oyunu en iyi bilen ve yaşça büyük olanın gözlerine bakarak hareketlerini birlikte yapmaya çalışırlar. Oyunun sonuna doğru dut ağacından özel olarak yaptırılan değenekler ortaya atılır ve her oyuncu eline bir değenek alarak karşılıklı olarak döğüşürler. Oyunun sonunda oyuncular ellerindeki değenekleri bırakarak kucaklaşırlar

Kıyafetler
Erkek Kıyafetleri: Başlarına ince ipek kumaştan püsküllü poşu takarlar. Göynekler , beyaz veya bej rengi puanlı , omuzlarına püsküllü bir şal giyerler. En üste yarım kollu gabardin kumaştan yapılmış yelek giyerler. Şalvarları kahve rengi ve bacak arasında peyik bulunur. Ellerinde salladıkları mendile marhama ismi verilir. Kolda boncuklu pazubent , ayakta ise yün çorap ve kırmızı yemeni bulunur.

Kadın Kıyafetleri: Kadınların , evli veya bekar olmasına göre kıyafeti değişir. Gençler ve bekarlar başlarına taç takarken , evlilerin başına küfü ismi verilir. Genç kıyafeti; Kırmızı fes üstü poşu, üstüne tepelik, başın ön tarafına üçkor, yanlardan sarkıtılan reçme denilen takılar başa giyilir. Genel olarak yörenin takı ve süsleme üzerine büyük eğilimi vardır. Bunu kıyafetlerinde de görürüz. Bele kadar inen saçları kıyafetin arkasından görünecek şekilde bağlanır. Şalvar saten kumaştan alta giyilir . Üste kadife, kollu, önü açık ve motifli üçetek giyilir. Üç eteğin altında ayze ismi verilen entari giyilir. Ayze boyundan ayak bileğine kadar uzanır. Entarinin üstüne ise sıhma denilen kalın bezden yapılmış yelek giyilir. Siyah motifli önlük belden öne gelecek şekilde bağlanır. Elle ördükleri kemerleri önlük, ve entariyi bağlamakta kullanırlar. Ellerinde marhama , aykalarında ise yün çorap ve yemeni bulunur.